Yıllar önce ailesinden koparak Berlin’de yaşamaya başlayan Melek, evli ve üç çocuk annesidir. Bir sabah aldığı kötü haberle bütün dünyası alt üst olur. Bir yanda çocukları bir yanda evliliği vardır…
Melek’in geçmişte verdiği karar, adeta yüzüne bir tokat gibi çarparken, çocukları için ayakta durmak zorundadır…
Mithat, kanını akıtan Kerem’in cezasını kesmeye kararlıdır. Kerem’i almaya gelen Alpay, karşılaştığı manzarayla deliye döner. Melek, babasının öfkeli bakışlarıyla Kerem’in yokluğu arasında sıkışır.
Melek, Mithat’ın Kerem’i babasına vermesiyle baş etmeye çalışırken, Defne ve küçük Seyitali’nin de havaalanına gittiğini öğrenir. Alpay’ın, çocuklarıyla Almanya’ya dönmesi için hiçbir engel yoktur.
Alpay, menfaati için her şeyi göze almıştır. Karadağ konağında ‘‘Melek beni boşadı.’’ cümlesi yankılanır. Melek perişan, Seyit Ali ise öfkelidir.
Seyit Ali, yüreğini titreten ‘‘dede’’ seslenişine cevapsız kalamaz. El ele yürüyüp Karadağ konağına giren dede ve torun yüreklere huzur serper.
Alpay, sonunda istediğini elde eder. Küçük Seyit Ali’yle Almanya’ya gitmek için havaalanındadır. Defne, istemeden de olsa babasının oyununa alet olur ve şüpheleri üzerine çeker.
Alpay, içinde bulunduğu çaresizlikle küçük Seyit Ali’yi annesine teslim edecek mi?
Melek’in oğluna kavuşması için geri sayım başlamıştır. Polisler Alpay’ın kaldığı odaya ilerlerken Alpay tehlikenin farkında değildir.
Melek, her fırsatta kendisiyle uğraşan Cumali’nin öfkesini dindirebilecek mi?
Melek’in Şirhan Konağı'nı inleten acı feryadı en çok Halil’in ciğerini yakar. Kızının, Şirhanlar’da olduğunu öğrenen Seyit Ali’nin, Melek’e olan öfkesi katlanır.
Olan bitene dur diyemeyen Seyit Ali, öfkesine yenilip senelerin düzenini kökünden sarsmayı göze alır.